Bayram's profilenicolas's spacePhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    April 10

    Talking about Okumanızı Şiddetle Öneriyorum

     

    Quote

    Okumanızı Şiddetle Öneriyorum
    Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar.. Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.. "Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce.. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan: "Tabii" dedi.. "Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız.." "Mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.." Hayır, aramayacaktı.. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, birazda gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu.. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız "Keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında.. Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan, kız, dizeleri okurken.. "Ne hasta beklerdi sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.." Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı..Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok." "O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, seytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu.. Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.." "Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı.. "Yaaa!.." Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da ikinci ve son dörtlüğü onun.." Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız dizelere bakarken.. "Geçti istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.." Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hâlâ düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş aşkını öldürmüş müydü, acaba?. Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini yaşatmak için mi, yaşayanı silmişti yani?.. Yokluğunda bulmak bu mu demek oluyordu?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ bilmiyor..

    Talking about İsTeDiĞiN OLdU...

     

    Quote

    İsTeDiĞiN OLdU...

    Sonunda oldu istediğin işte,

     

    Aşık ettin beni kendine..

     

    İnandım yalanlarla süslenmiş sevgine,

     

    Umutlandım belki gerçekten seviyordur diye..

     

    Ne istedin benden neydi çıkarın söyle,

     

    Yorgun yüreğim isyana mı mahkum hep böyle?

     

    Allahım yalvarıyorum sana al şu canımı,

     

    Dayanmaz bir acıya daha bu yüreği yaralı...!

    Talking about my rainbow_gökkuşağım

     

    Quote

    my rainbow_gökkuşağım

    Gökkuşağım seni seviyorum hep seveceğim sen benim hayatımın tüm renklerini oluşturdun geçmişimde.

    Bu gelecekte de dewam edecek bu renklerin hiç solmasın cannım..;)

    sarkı url i...

    April 09

    söz işte

     

    Quote

    http://spaces.msn.com/twoheartsonder/blog/cns!D53A0AD640F3E623!265.entry
    HAYAT DENEN BU YOLA HERŞEYİMİ KAYBETTİM

    Talking about S€N! S€V!YoRuM

     

    Quote

    S€N! S€V!YoRuM
    Sen bilemezsin ne cektiriyor,
    Yoklugun bana Sevgilim
    Bitmez sorular, Uzar geceler,
    O düşünceler,üzüntüler.
    Sen gencligimin büyük parcasi
    Sen gencligimin anlamı
    Biz neler neler yasadik beraber,
    Kalin bir roman kitap gibi.
    Sen gittigin an, caresiz kalir,
    Aklim karisir rahat edemem.
    Moralim bozulur, canim sıkılır
    Sen bilemezsin daha neler.
    Bak ne diyorum, gizlemiyorum,
    Sensiz yasamak zor geliyor bana.
    Her an icimdesin, her an kalbimdesin,
    Seni seviyorum Seviyorum.
    Sensiz yasayamam, sensiz hic olamam,
    Sensiz yasamak zor geliyor bana.
    Her an icimdesin, her an kalbimdesin,
    Seni seviyorum Seviyorum.
    Ve o an gelirde,
    iste o an, ben yasayamam...
    Hangi yönünü cok seviyorum,
    Biliyormusun sevgilim.
    Biraz icince, basin dönünce,
    Anlatinca bana o halini.
    Sonra dalinca, derin bakisinca,
    Gözlerindeki o sevinc.
    Bana sarilinca, sonra sorunca,
    Ne kadar Seni Sevdigimi?
    Sen gittigin an, biter cesaretim,
    Uzar hederflerim, haylarime
    Bitmez sorular dinmez kederim,
    O düşünceler,üzüntüler
    Bak ne diyorum, gizlemiyorum,
    Sensiz yasamak zor geliyor bana.
    Her an icimdesin, her an kalbimdesin,
    Seni seviyorum Seviyorum.
    Sensiz yasayamam, sensiz hic olamam,
    Sensiz yasamak zor geliyor bana.
    Her an icimdesin, her an kalbimdesin,
    Seni seviyorum Seviyorum.
    Ve o an gelirde,
    iste o an, ben yasayamam.........

    Talking about GiTTiN

     

    Quote

    GiTTiN





    Gittin...
    Ben arkandan sadece baktim...
    Oysa,,, Oysa söylenecek o kadar çok seyim vardi ki...
    Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde, yitirecegim hepsini.
    Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
    Gidersen, karanliga mahkum edeceksin gözlerimi, o karanlikta yolumu
    kaybedecegim.
    ...diyecektim sana...
    KONUSAMADIM...

    Gittin...
    Gidisini görmemek için gözlerimi kapadim.
    Öylesine acidi ki içim; tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci
    duymazdim.
    Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
    AGLAYAMADIM...

    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
    Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece
    seninle paylasmakti.
    ANLATAMADIM...

    Gittin...
    Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.
    Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
    biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün
    cesaretin kaybolurdu.
    TUTAMADIM...

    Gittin...
    Bir yikim gibiydi gidisin.
    Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.

    Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti.
    Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim.
    KALKAMADIM...

    Gittin...
    Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.
    Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen
    gidecektin.

    Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.
    DEVAM EDEMEDIM...



    Gittin...
    Bir sey söyledin mi giderken?..
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
    "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?..
    Beynim öylesine ugulduyordu ki.
    DUYAMADIM...

    Gittin...
    Nereye gittigin önemli degildi.
    Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik
    yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim.
    KURTULAMADIM...

    Gittin...
    Unutulanlarin arasina katilmaliydin.
    Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim.
    Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    YAPAMADIM...

    Gittin...
    Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla
    bogusan bir denizciyim
    simdi.
    BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
    BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
    BIL KI;
    SENI ASLA UNUTMAYACAGIM




    Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana.
    Duymuyorsun !
    Gitme diyorum sana,gitme !
    Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda.
    Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz...
    Sesim kisiliyor
    Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin,
    Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin.
    Beni,yüregimdeki sevgiyi,
    Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
    Ama ne olur bunu unutma.
    Gidisin dinderemez bu firtinayi.
    Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana;
    GITME....